Heyooo Ben Gel-dim!!! ☆Ve tek değil bomba bir kitapla geldim.
Şuan sadece bu paragrafın başına ‘Ahh’ koyuyorum ama ben bu yazıyı yazarken bol bol iç çekeceğim.
Hani normalde olaylardan çıkardığım ve kavrayabildiğim his ve duyguları aktarıyordum (-acaktım) ya, bugün tam tersini yapacağım; hislerden çıkardığım olayı anlatacağım. -NASIL OLACAK BENDE BİLMİYORUM 🤔 –
AMA olay yok! Bu bir kurgu romanı değil: bir hayat... bir intikam oyununun olan ve işleyişini değil de bir kadının o oyunda ki hislerini anlatmış Göçener. Ve kitapta sadece Sophie’’nin benliği konuşuyordu. -direk giriş oldu :/ -
Ben ilk defa bir kitaba bürünemedim, satırlar olamadım... Ben ilk defa bir kadının çaresizliğine tanık oldum. O, olamadım, ona dokunamadım, yani başımdaydı sanki ama bir o kadar da uzaktı aynı zamanda... Her şey çok gerçekçi, her şey çok doluydu.
Sanki önemli olan yaşamak değil de hissetmek gibiydi.
Sophie’i kelimelerle anlatmaya kalksanız kalemin mürekkebi yetmez -Ya da instagram kelime sınırı - Bu kitapta bir hayat değil de bir karakter okuyorsunuz sadece.
Immmm, cümlelerimi toparlayamıyorum.
Demek istediğim aslında 295 sayfalık kitabın 20 sayfasında diyaloglar yaşanmıştır ancak. Gerisi tasvir, betimleme.
Yanlış anlamayın bu betimlemeler sürekli kendini tekrar eden söz öbeklerinden oluşmuyor. Bilakis her satır; gerçeklik ve hissiyat kokuyordu. Bir kadın ve bir adam anlaşılamaz bir sürede bu kadar güzel sevebilir miydi?
Hani Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı 55 sayfalık hikayesine bir yaşam sığdırmış ya; Sophie’’nin acıları 295 sayfaya sığamamış. Yetmiyor. Kelimeler kifayetsiz, cümleler yetersiz.
Bir kurgu değil de ‘ Önce Yokmuş Sonra Satırlarda Vâr Olmuş’ hikayelerini sevenler için güzel bir tercih.
Not: Sizi durdurup tekrar okutturacak ve beyin felcinize yol açabilecek betimlemeler bulunmaktadır. Kelimelerin anlamlarını bilmeyenler, ellerinde ki kitabı yavaşça yere bıraksın lütfen! Zira zehirlenebilirler...
Puanım: 4.3/5
Hoşçakalınnn😘😘😘

Yorumlar
Yorum Gönder